Ha kapandı ha kapanacak derken dershaneler, 01.03.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6528 Kanun no ile “Millî Eğitim temel kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun” kapsamında eylül ayı itibariyle kapanacak. Tabii okulların ve sınavların bitmesiyle birlikte tabelalar iniyor. Dönüşüm sürecindeki dershaneler gerekli değişiklikleri yapıyorlar.

Yıllar önce Türk Eğitim ve Sınav Sisteminde öğrencilere destek olmak amacıyla hayata geçirilen dershaneler, eskiden sadece üniversite sınavına öğrenci hazırlarken son yıllarda TEOG, KPSS, DGS, Açık Öğretim gibi sınavlara da öğrenci hazırlayarak gün geçtikçe büyüdü. Binlerce öğretmene iş kapısı ve yıllık 5 milyar dolarlık bir hacme ulaştı. Sektör büyüdükçe ticarileşmeye başladı.

90’lı yıllarda gençlerin sadece üniversite hazırlıkta bir ya da iki sene gittiği dershanelere son yıllarda öğrenciler 4.sınıftan itibaren gitmeye başladılar. Eğitim sistemimizin teorik ve ezbere dayalı sınav yapısı velileri tedirgin ederken öğrencilerde de stres oluşturuyordu. Bu stres te, hem öğrencileri hem de velileri bir arayış içerisine sürüklüyordu. Bugüne kadar dershaneler bu stresli süreçte ailelerin ve öğrencilerin yanında oldu. 2014 – 2015 eğitim öğretim yılının sona ermesiyle bir devir kapandı. Peki şimdi ne olacak? Sınav maratonu devam ederken dershanelerin kapanması ne kadar doğru bilinmez ama sınav maratonu devam ettiğine göre konu eksiği olan öğrencilerin ne yapacağı sorusu velilerin kafasını kurcalıyor.

Dönüşüm sürecinde dershanelerin büyük çoğunluğu temel ortaokul ve temel liseye dönüştü. Bu dershanelerden bazıları sınava hazırlık vaadiyle öğrenci toplamaya çalışıyor. Bu okulların fiyatları ise 7000 TL ile 13000 TL arasında değiyor. Veliler çocuklarının sınava hazırlanması için çocuklarını devlet okullarından alıp bu dönüşüm okullarına yazdırıyorlar. Önceki senelerde çocuğunun dershanesi için 2000 TL ile 4000 TL arası para ödeyen bir veli, önümüzdeki sene için bu tutarın 2-3 katı fazla para ödeyecek ve çocuklarını sınavlara hazırlayacaklar. Bu işten yine zarar gören vatandaş olacak sanırım. Maddi gücü olan bu süreci devam ettirirken, maddi gücü olmayan veliler alternatif arayışlara geçecek. Bu süreçte ruhsatsız, vergi ödemeyen etüt merkezi adı altında merdiven altı yerler öğrencilere dershane misali eğitim veriyorlar. Bu yerler mutlaka devlet tarafından mercek altına alınacaktır.

Sınav sisteminin devam etmesi, öğrencilerin anlamadıkları konuları danışma gereksinimi, dershanelere alternatif bir eğitim modelinin ihtiyacını doğurmuştur. Hala 40-45 kişilik sınıflarda eğitim gören öğrenciler var. Bu öğrencilerin tamamının konuları anlaması ya da derslerinde ve sınavlarında başarılı olmalarını beklemek sanırım yanlış olur. Her öğrencinin algısı farklıdır. Ya da öğrenci sağlık nedenleri, spor müsabakaları gibi farklı nedenlerle de derslerinden geri kalmış olabilir. Peki bu tür bir durumda öğrenciler ne yapacak? Eksik derslerini tamamlayabilecekleri ya da anlamadıkları derslerden destek alabilecekleri bire bir eğitim hizmeti veren alternatif eğitim kurumlarına ihtiyaç vardır. Bu yadsınamaz bir gerçektir.

Bire bir eğitim, sınıf ortamından farklı olarak öğrenci ve öğretmenin, öğrencinin algı düzeyine ve eksikliğine yönelik, kişiye özel çalıştıkları bir yöntemdir. Bire bir eğitim, sınıf ortamına göre daha çabuk sonuç verir. Öğretmen, ders esnasında öğrencinin dikkatini ve algısını takip ederek süreci kontrol eder. Öğrenci, ihtiyacı olmayan dersleri almaz. Bire bir eğitim, bu farkıyla sistemsel olarak dershanelerden ayrılır. Öğrenci zamandan tasarruf, aile maddiyattan tasarruf eder. Bire bir eğitim, öğrencinin eksikliklerini giderir, başarısını arttırır. Artan öğrenci başarısı okulların başarılarına da katkı sağlar. Bu sistemde öğrenci, anlamadığı noktaları bire bir oldukları için öğretmenine rahatlıkla sorabilir. Sınıf ortamında bu çok ta mümkün olmayabilir. Sınıf ortamında öğrenci konuyu anlamadığını söylediğinde, öğretmen müfredatı yetiştirme çabası içerisinde olduğundan konu tekrarı için vakit bulamayabilir, bu yüzden konuyu tekrar anlatamayabilir. Çok sık karşılaşılan durum ise; anlamayan öğrencinin anlamadığını veya konunun tekrar edilmesini talep ettiği durumlarda sınıf arkadaşları tarafından alay konusu olabildiği anlardır. Bire bir eğitimde bu sorunlar ortadan kalkar. Bire bir eğitim maliyet etkin çözümler sunar. Yine bu sistemde öğretmen, öğrencinin gelişim sürecini yakından takip eder, onu yönlendirir, ailesiyle bilgi paylaşımında bulunur. Sonuç olarak bire bir eğitim öğrencinin eksik olduğu noktaları tamamlaması maksadıyla alternatif bir eğitim modeli olarak uygulanabilir.

Eğitim sektörü şu an bir bilinmezliğin içinde. Herkesin kafası karışık. Öğrencilere “okulda öğrendiğini öğren öğrenemiyorsan başka yerde öğrenme hakkın yok” demek ne derece doğru bir yaklaşım olabilir ki. Veliler, öğrenciler ve öğretmenler Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu konuya el atarak, bu belirsizliği ortadan kaldırmasını bekliyorlar. Hali hazırda zaten vergi mükellefi olan ve bu işe talip eğitim danışmanlığı kurumları mevcut.  Çoğu dönüşen veya kapanan dershane öğretmenlerinin açıkta olduğunu düşünürsek Milli Eğitim Bakanlığı’nın kendi denetiminde bire bir eğitim modelini uygulatması eğitim sektöründeki bilinmezliği ortadan kaldıracaktır. Bakanlık yetkililerinin öğrencilerin dışarıdan eğitim alabilme haklarını da gözeterek gerekli düzenlemeleri yapacağını ümit ediyoruz.

Volkan Canıtez

Volkan Canıtez

Dernek Başkanı / UGİDER
Volkan Canıtez 1978 yılında Antalya'da doğdu. Akdeniz Üniversitesi Turizm İşletmeciliği'nden 2001'de, Ankara Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı'ndan 2011'de, Anadolu Üniversitesi Sosyal Hizmetler bölümünden 2016 yılında mezun oldu. 2008 yılına kadar farklı sektörlerde görev yaptı. Fakat asıl mesleğinin bu olmadığını düşünüp, 2008 yılında Adile Teyze Etüt Merkezi'nde bilgisayar öğretmeni olarak göreve başlayarak eğitim alanına girdi. Bu kurumda 4 yıl öğretmen olarak, son iki yılda idari görev alarak 6 yıllık çalışma sonrası kendi işini kurma düşüncesiyle Ağustos 2014'te görevinden ayrıldı. Eylül 2014'te Elma Kurdu Danışmanlık'ı kurdu. Özel ilgi alanı "bilgisayar" olan yazar, bu alanda katıldığı kurslarla tecrübesini sürekli geliştirmektedir. Sosyal ve kültürel alanda sürekli kendini yenileyen, öğrendiklerini de farklı platformlarda başkalarıyla paylaşan Volkan Canıtez, son yıllardaki yeni özel ilgi alanı olan "girişimcilik"le ilgili eğitim, kurs ve seminerlere katılarak bu alandaki tecrübesini artırmaktadır. Edindiği bu tecrübeyi sivil toplum alanında yaygınlaştırmak için 2015 yılında "Uluslararası Girişimcilik Derneği"ni kurmuştur. Halen derneğin başkanlık görevini yürüten yazar, evli ve iyi derecede İngilizce bilmektedir.
Volkan Canıtez

Latest posts by Volkan Canıtez (see all)

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. * Zorunlu alanlar

*

formu temizleGönder